Sohbetalemi.Net | Forum aLemi - Sohbet Forumları

Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 8
1
Bilim Teknoloji / Samsung Galaxy Z Flip
« Son İleti Gönderen: ExCaLuBuR 11 Şubat 2020, 06:35:03 »
Samsung Galaxy Z Flip'in tasarımı Oscar ödüllerinde ortaya çıktı




Güney Kore merkezli teknoloji şirketi Samsung, yarın lansmanını yapacağı yeni katlanabilir ekranlı telefonunu ilk kez Oscar Ödülleri'nde gösterdi. Bu sayede cihazın tasarımı da ortaya çıkmış oldu.
92. Oscar Ödülleri töreninde Samsung'un Galaxy Fold'dan sonraki ikinci katlanabilir telefonu Galaxy Z Flip'in görüntüsü ortaya çıktı.

The Verge'de yer alan habere göre, lansmandan bir gün önce yayınlanan reklam ile cihaza ait bazı detaylar da gün yüzüne çıkmış oldu.

Bir önceki modelin aksine dikey katlanabilir bir yapıya sahip olan cihaz, çift arka kameraya ev sahipliği yapıyor. Cihaz ayrıca katlanıldığı zaman da bildirimlerin görüntülenmesine imkan tanıyan ufak bir ekrana sahip.

2
Bilim Teknoloji / Güney Kore'deki bu görüntüler dünyayı ağlattı
« Son İleti Gönderen: ExCaLuBuR 11 Şubat 2020, 06:32:35 »


Güney Kore'de bir firma, bir annenin isteği üzerine 3 yıl önce kaybettiği kızının sanal gerçeklikle görüntüsünü oluşturdu. Sekiz ay süren çalışma sonrası sanal gerçeklik buluşması dünyayı ağlattı.
Güney Kore’de 2016 yılında kızını kaybeden bir anne için ‘sanal gerçeklik’ ile kızının görüntüsü oluşturuldu. Annenin, kızı ile buluştuğu anlar stüdyodakileri gözyaşlarına boğdu.

2016 yılında Jang Ji-sung isimli kadının 7 yaşındaki kızı Nayeon geçirdiği bir hastalık sonrası hayatını kaybetti. ‘Sanal gerçeklik’ projeleri yapan bir firma ise 8 aylık bir çalışma ile ölen kızın görüntüsünü oluşturdu.

Stüdyodakiler gözyaşlarına boğuldu

Anne ve kızının daha önce gittikleri bir parkın sanal gerçekliğini de hazırlayan firma, aileyi stüdyoya davet etti. Stüdyoya gelen anneye bir sanal gerçeklik gözlüğü verildi, eşi ve diğer kızı ise teknik ekip ile birlikte izleyici bölümünde süreci izledi.
3
Magazin Haberleri / Demet Akalın ile Fatih Ürek barıştı mı?
« Son İleti Gönderen: ExCaLuBuR 11 Şubat 2020, 06:27:54 »
Merve Özbey'in düğününe katılan Demet Akalın ile Fatih Ürek'in barıştıkları iddia edilmişti. İddiaların asılsız olduğu öğrenildi.



Merve Özbey dün akşam gerçekleşen görkemli bir törenle hayatını Kenan Koçak'la birleştirdi. Düğün törenine katılanlar arasında Demet Akalın ve Fatih Ürek de vardı. İkili geçtiğimiz hafta birbirlerine girmişti. Fatih Ürek, Demet Akalın için "dedikodu" demiş, Demet Akalın'ın ise cevabı oldukça sert olmuştu:

"Siz ne dost ne düşman olmayı bilenlerdensiniz! Götürdüğüm tatilde arkamdan dedikodumu yapan, evladıma beddua eden sizsiniz! Lütfen artık erken kalkan benim adımı anmasın!"

BARIŞTILAR MI?

İkilinin düğünde karşılaşması sosyal medyada "barıştılar" şeklinde iddiaların ortaya atılmasına neden oldu. Konuşulana göre düğünde karşılaşan ikili konuşup aralarındaki sorunları gidermişti. Fakat gerçeğin böyle olmadığı öğrenildi. Demet Akalın ile Fatih Ürek'in düğünde hiç yan yana gelmediği hatta birbirlerinin suratlarına dahi bakmadıkları ortaya çıktı.

Konuyla ilgili 2. Sayfa isimli magazin programına konuşan Demet Akalın, "Barışma yok, Allah korusun" dedi.
4
Gazeteci ve Yazarlar / Murat Bardakçı
« Son İleti Gönderen: ExCaLuBuR 11 Şubat 2020, 06:21:40 »
Felaketlerin yaşandığı ilk anlarda televizyonlara bağlanıp 'can kaybı yok' diye açıklamalar yapıldığını dikkat çeken Murat Bardakçı, konuşmuş olmak için konuşmamak gerektiğini söyledi. Murat Bardakçı yazısı ile günün yazarı olmayı hak etti.



Senenin daha ilk haftalarında bir taraftan depremlerle, çığlarla, uçak kazalarıyla uğraşıyoruz, bir taraftan da kahreden şehit haberleri geliyor...

Habertürk yazarı Murat Bardakçı da yaşanan bu felaketlerde televizyon ekranlarında yapılan açıklamalara dikkat çekti ve "Böyle alelâcele konuşmaya neden meraklıyız? " diye sordu.

İlk anlardaki bu konuşmaların boşa gittiğini ifade eden Murat Bardakçı günün yazarı olmayı hak etti.
5
Gazeteci ve Yazarlar / Şirin Payzın'ın yeni adresi belli oldu
« Son İleti Gönderen: ExCaLuBuR 11 Şubat 2020, 06:19:36 »
Geçtiğimiz günlerde Mirgün Cabas ile el sıkışan Haber Global kanalının Şirin Payzın'ı da kadrosuna kattığı iddia edildi.


Demirören Grubu’nun Aydın Doğan’ın gazete ve televizyonlarını satın almasının ardından CNN Türk ekranlarına veda eden Şirin Payzın'ın Haber Global kadrosuna katıldığı iddia edildi.

Şirin Payzın'ın kanalda program yapmasının yanı sıra haber bültenlerini de sunması bekleniyor.



ŞİRİN PAYZIN KİMDİR?

Şirin Payzın gazeteciliğe 1993 yılında Ufuk Güldemir yönetimindeki Show TV Ana Haber bülteni kadrosunda, muhabir olarak başladı.

1994 yılında Ali Kırca ile ATV Haber kadrosuna transfer oldu. ATV'de önce Cumhurbaşkanlığı muhabirliği daha sonra dış haberler muhabirliği yaptı.

Başta Irak olmak üzere Suriye, İran, Filistin ve İsrail gibi sıcak bölgelerde muhabirlik yaptı.

ATV ve Sabah gazetesi adına gittiği yurt dışındaki pek çok haber sırasında devlet başkanlarıyla özel röportajlar gerçekleştirdi.

1997’de Libya Lideri Muammer Kaddafi ile yaptığı özel röportajla Türkiye Gazeteciler Cemiyeti "Yılın Röportajı" ödülünü kazandı.

1998-2000 yılları arasında Belgrad’da yaşadı. NATO'nun Sırbistan operasyonunu, Kosova savaşını ve diplomatik müzakereleri yerinde izledi.

2000 yılında kıdemli diplomasi muhabiri olarak CNN Türk'e geçti ve Balkanların yanı sıra Pakistan’daki askeri darbe, AB zirveleri, İsrail’de ikinci intifada, İran’da seçimler, Bağdat’ta yaşanan krizler ve Filistin’deki çatışmalar başta olmak üzere Ürdün, Suriye, Lübnan ve Afganistan’da sıcak haberleri yerinde izledi. Lübnan’daki Filistinli mültecilerle ilgili çalışmalar yürüttü.

Irak Dışişleri Bakanı Tarık Aziz yönetimden devrilmeden önce dünya basınına son röportajını Şirin Payzın’a verdi.

2005-2007 arasında CNN Türk Ana Haber bültenin sundu.

Davos Ekonomik Forumu ve AB zirvelerini CNN Türk adına takip etti.

2008-2018 yılları arasında ise farklı görüşlerin bir araya geldiği “Ne oluyor?" tartışma programını hazırladı ve sundu. Programda iç ve dış politika gündemindeki konuları ayrıntılarıyla tartıştırdı.

Ayrıca teke tek röportajlar ve özel yayınlarla sıcak gündemi takip etti.

Programda bakanlar, muhalefet liderleri ve milletvekillerini konuk etmenin yanı sıra aralarında ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, ABD Başkanı Donald Trump, Avrupa Birliği liderleri, Mesut Barzani, Celal Talabani gibi isimlerinde olduğu pek çok siyasetçi ile özel röportajlar yaptı.

Namus cinayetlerini anlattığı “Hepsi Birer Güldünya” belgeseliyle “2004 Metin Göktepe Yılın Görüntülü Haber Ödülü”nü ve aynı yıl Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yılın Televizyon Röportajı ödülünü aldı.

Fransız haber kanalı TV 5'te yayınlanan "Kiosque" adlı haber programa yorumcu olarak da katılan Payzın 1991-1993 yılları arasında Birleşmiş Milletler Türkiye Daimi Temsilciliği basın bürosunda çalıştı.

Yüksek öğrenimini Fransa, Ankara ve New York'ta tamamlayan Payzın Fransızca ve İngilizce konuşuyor.
6
Kültür Sanat / Bu, bir ilke imza atmanın mutluluğu! Oscar şaşırttı!
« Son İleti Gönderen: ExCaLuBuR 11 Şubat 2020, 06:16:49 »


Los Angeles’taki Dolby Tiyatrosu’nda düzenlenen törenle 92. Oscar Ödülleri sahiplerini buldu.

Güney Kore yapımı Parasite En İyi Film, En İyi Yönetmen (Bong Joon Ho), En İyi Uluslararası Film ve En İyi Orijinal Senaryo ödüllerini kazandı. 6 dalda aday olan ve 4 ödül kazanan Parasite, ilk kez İngilizce olmayan bir film olarak En İyi Film seçilmesiyle Oscar tarihine geçti.




En İyi Kadın Oyuncu, Judy filmiyle Renee Zellweger seçilirken, En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ı, Joker filmindeki performansıyla Joaquin Phoenix’in oldu.

Heath Ledger’dan sonra Oscar tarihinde ikinci kez Joker rolüne ödül verildi. En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, Marriage Story filmindeki performansıyla Laura Dern seçilirken, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ise Brad Pitt oldu. Daha önce 12 Yıllık Esaret filmiyle yapımcı olarak Oscar kazanan Pitt, oyunculuk dalında ilk Oscar’ını aldı.

İşte 2020 Oscar Ödülleri’ni kazananlar…

EN İYİ FİLM
Parasite-Parazit (Neon)

EN İYİ KADIN OYUNCU
Renee Zellweger (Judy)

EN İYİ ERKEK OYUNCU
Joaquin Phoenix (Joker)

EN İYİ YÖNETMEN
Bong Joon Ho (Parasite)

EN İYİ ORİJİNAL ŞARKI
“(I’m Gonna) Love Me Again” Rocketman (Elton John ve Bernie Taupin)

EN İYİ FİLM MÜZİĞİ
Joker (Hildur Guðnadóttir)

EN İYİ ULUSLARARASI FİLM
Parasite

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU
Brad Pitt, Once Upon a Time in Hollywood

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU
Laura Dern, Marriage Story

EN İYİ ORİJİNAL SENARYO
Bong Joon Ho ve Han Jin Won (Parasite)

EN İYİ MAKYAJ VE SAÇ TASARIMI
Bombshell

EN İYİ UYARLAMA SENARYO
Taika Waititi (Jojo Rabbit)

EN İYİ ANİMASYON
Toy Story 4

EN İYİ GÖRSEL EFEKT
1917

EN İYİ KURGU
Ford vs. Ferrari

EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ
1917 (Roger Deakins)

EN İYİ SES MİKSAJI
1917

EN İYİ SES KURGUSU
Ford v Ferrari

EN İYİ BELGESEL
American Factory

EN İYİ KISA FİLM (ANİMASYON)
Hair Love

EN İYİ KISA FİLM (LIVE ACTION)
The Neighbor’s Window

EN İYİ PRODÜKSİYON TASARIMI
Once Upon a Time in Hollywood

EN İYİ KOSTÜM TASARIMI
Little Women

EN İYİ KISA BELGESEL
Learning to Skateboard in a War Zone If You’re a Girl

7
Kültür Sanat / İspanyol sanatçı Monica Molina, CRR’de
« Son İleti Gönderen: ExCaLuBuR 11 Şubat 2020, 06:12:59 »


İspanyol şarkıcı ve oyuncu Monica Molina, İstanbul’da hayranlarıyla buluşacak. Sevilen sanatçı, 28 Şubat’ta Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda sevilen şarkılarını yorumlayacak.

Şarkılarıyla aşk rüzgârları estiren ve ülkemizde büyük hayran kitlesine sahip Monica Molina, en güzel şarkılarını sevenleri için bir araya getirdiği “Autorretrato” isimli albümünün kapak fotoğraflarını İstanbul’da çekerek Boğaz’ın ve ülkemizin güzelliklerini tüm dünyaya tanıtmıştı.Tu Despedida, Vuela, De Cal y Arena, A Vida, Mar Blanca adlı albümlere imza atan sanatçı, Autorretrato isimli 6. albümünün kapak çekimlerini İstanbul’da gerçekleştirmiş ve albüm röportajlarında Türkiye’yi çok seviyorum.

Türkler de beni çok seviyor. Orada olmak, nefes almak bile bir ayrıcalık” ifadelerini kullanmıştı.

İspanya’da her albümü yüksek satış rakamlarına ulaşan, Latin Grammy Ödülü adaylığı olan ve bunların yanı sıra birçok ödül kazanan Monica Molina, copla şarkılarının efsane şarkıcısı ve öz babası Antonio Molina’dan aldığı bayrağı hayatın içinden ve hayatı anlatan şarkılarla taşımaya devam ediyor.

Molinalar, İspanya’nın en saygın sanatçı ailelerinden biri. İspanya’nın ‘efsane’ şarkıcılarından olan babası Antonio, Avrupa sinemasının önemli oyuncularından kız kardeşi Angela, yine sinema oyunculuğu yapan diğer kardeşi Micky ve albümlerine imzasını atan kardeşi Noel ise kendisi gibi müzisyen olmasının yanı sıra Monica’nın şarkılarının bestecisi ve söz yazarı.

 Bugüne kadar 20’ye yakın yapımda rol alan Monica Molina, aynı zamanda ailenin oyuncu üyelerinden biri. Rol aldığı ve ses getiren işlerinin arasında Oscar Wilde’dan uyarlanan bir tiyatro oyunu da var.

 Dinleyenlerin içini ısıtan, bir parça melankolik, bir parça umut dolu ama her zaman romantik sesiyle dikkat çeken Monica Molina, babasının efsaneleşen şarkılarını “Mar Blanca” albümünde toplayarak 2016 yılında Sinema Senfoni Orkestrası’yla birlikte dünyada ilk kez Bodrum’da seslendirmişti.
8
Edebiyat / Rönesans Nedir
« Son İleti Gönderen: ExCaLuBuR 11 Şubat 2020, 06:11:03 »
Rönesans Kısaca : 15. ve 16 yy. larda Avrupa’da bilim, edebiyat ve sanat alanında yeniliklerin meydana geldiği “yeniden doğuş” anlamına gelen döneme Rönesans denir.

Rönesans Nedir (Özet)

Rönesans "yeniden doğuş" anlamına gelen bir süreçtir. 15. yüzyılda başlayan bu süreç, aynı yüzyıl içinde bütün Avrupa'ya yayıldı. Bu yenilikte, Roma ve Grek başarılarının yeniden cezalandırılması istemi vardır.

Rönesans şu temel anlayışlara dayanıyordu:

 • Yeryüzü ilgi çekici ve araştırılmaya değer bir yerdir.

 • İnsan güçlüdür ve bu gücüyle büyük başarılar elde edebilir.

 • İnsanın sürekli faal olması şerefli bir şeydir ve "gerçek" güzeldir. Bu anlayışlara bağlı olarak da yaşadığımız dünya o kadar ilgi çekici bir yerdir ki, başka dünyaları düşünmenin hiçbir anlamı yoktur, anlayışı hakimdir.
 
Rönesansın Sebepleri

1. Kâğıt ve matbaanın icadı.

2. Coğrafi keşiflerden sonra Avrupa’da sanattan zevk alan zengin bir sınıfın ortaya çıkması.

3. İstanbul’un fethinden sonra birçok bilim adamının İtalya’ya giderek çalışmalarda bulunması.

4. Coğrafi keşiflerin etkisi.

5. Antik kültürün ( Eski Yunan kültürü ) incelenmesi.
 
Rönesans ilk olarak İtalya’da başladı. Daha sonra diğer Avrupa ülkelerine yayıldı. Bu dönemde insan ve insana ait değerlere ön palana çıkaran hümanizm akımı ortaya çıkmıştır.Bu dönemde edebiyat alanında Dante, Petrark ve Makyavel,resim alanında Leonardo da Vinci, heykeltıraşlık alanında Mikelanj, mimarlık alanında Rafael önemli sanatçılardır.
 
Rönesansın Sonuçları

1. Bilim ve teknik alanında gelişmeler oldu.

2. Hür düşünce ve yeni sanat anlayışları ortaya çıktı.

3. Skolastik düşünce yerini bilimsel düşünceye bıraktı. Gözlem ve deney önem kazandı. Akılcılık egemen olmaya başladı.

4. Avrupa’da gelişmenin ve ilerlemenin hız kazanmasına neden oldu.

5. Avrupa’da bilim ve teknik alandaki gelişmelerin önünü açtı.
 
Rönesans, İtalya'da başlamış, Fransa, Almanya, İngiltere, XVII.yy.da da İspanya ve Hollanda' ya yayılmıştır.
 
Rönesansın İtalyada Başlamasının Nedenleri

Coğrafi Konumu: Akdeniz ülkesi olarak, Antikite ve İslam Kültür ve Uygarlığı ile tanışmıştır.

Ekonomik Durumu: Akdeniz ticaretiyle uğraştığından, İtalyan şehirleri zenginleşmişlerdi.

Tarihsel Durumu: İtalya ; Roma, Yunan ve Hellen uygarlıklarının izlerini, ve birikimini taşıyan, zengin bir uygarlık merkeziydi.

Siyasal Durumu: Şehir devletleri şeklindeki yaşamda, insanlar daha özgürdüler.

Dinsel Nedenler: Roma, Hıristiyanlığın dinsel merkeziydi. Papa, bütün Avrupa'da etkili bir dini liderdi. Papa, Hıristiyanlarca ziyaret edilir ve kilise'ye bağışta bulunulurdu.
 
İtalyada Rönesans Hareketleri

1. Edebiyat Alanında :

* İtalya'da Rönesans hareketleri, " Hümanizma " ile başlamıştır. ( Antikite edebiyatının incelenmesidir.)

* Yunanca, Latince ve İbranice metinler, Eflatun, Napoli, Yeni,Roma Akademilerinde incelenmiştir.

* Hümanizmanın öncüleri ; Dante, Petrark, Bokaçius' dur. ( XIV.yy)

* XV. ve XVI. yy.da, Makyavel, Gişarden, Ariyosto ve Tosso, Hümanizmanın önde gelen isimleridir.

2. Güzel Sanatlar Alanında :

a. Resim :

* Anatomi Biliminin gelişmesi, perspektifin incelenmesi, insan vücuduna ve güzelliğe değer verilmesiyle resimde Rönesans doğmuştur.

* İtalya'da zamanla üç resim okulu oluşmuştur. Venedik Okulu ; daha çok, manzara resmi yapmışlardır. ( Paysagiste) en önemli temsilcisi Tisiyen' dir. Floransa Okulu ; İnsan vücuduna, perspektif ve Anatomi'ye değer vermişlerdir. Temsilcilerinden Ciyoto, İtalyan resmini, Bizans etkisinden kurtarmış ve resimde Rönesans'ın doğmasını sağlamıştır. Önemli temsilcileri, Leonardo da Vinci , Mikel Anj ( Mikelancelo ) dır. Roma Okulu ; Dini konuları işlemişlerdir.En önemli temsilcisi "Rafeal" ( Rafeal Sanzino ) dir.

b. Mimarlık ;

* Rönesans devrinin mimarları, ortaçağ mimarisi olan Gotik tarzını terk etmişler ve yeni bir mimari üslup oluşturmuşlardır.

* En önemli temsilcileri " Bramant " ve " Mikel Anj " dır.

c. Heykeltıraşlık :

* Antik dönem heykellerinin incelenmesi ve kopya edilmesiyle heykeltıraşlık gelişmiştir.

* En önemli temsilcileri ; Donatello, Giberti, Mikel Anj dır.

Rönesans Hareketlerinin Diğer Avrupa Ülkelerine Yayılması

İtalya' da başlayan Hümanizma ve Rönesans hareketleri; İtalya'nın Din ve Kültür merkezi oluşundan ve İtalya'nın Fransa,İspanya ve Almanya arasında paylaşılamaması nedeniyle çıkan İtalya Savaşlarının etkisiyle, batı Avrupa'ya yayılmıştır.
 
Fransada Rönesans

Kralların etkisi ve çalışmalarıyla başlamıştır.

Önemli temsilcileri ; Rable ( Rabelais ), Ronsar ( Ronsard ), Montaigne Hümanizmada. Piyer Lesko, Jan Bülan mimaride,Jan Gojon heykeltıraşlıkta, Fransuva Klue resimde.

İngilterede Rönesans

En önemli temsilcisi, Hamlet-Otello-Romeo ve Jülyet'in yazarı Şekspir ( Shakespeare) dir.
 
İspanyada Rönesans

Don Kişot 'un yazarı " Cervantes "
 
Hollandada Rönesans

Ressam " Rambrand "
 
Rönesans Nedir (Detay)

XIV. yüzyil ortasinda italyada meydana gelen, xv. ve xvi, yüzyillarda bati avrupadaki ülkelere yayilan, edebiyat, sanat ve bilim alanindaki uyanişa verilen ad. Rönesans, avrupada, orta çağdan yeni çağa geçişi, hazirlayan bir harekettir. İlkin italyada başlamiştir, italya da, dante (1265 -1321) petrarca (1304 - 1374), boccacio (1313 - 1375) gibi yazarlar, rönesans hareketinin öncüsü olmuşlardir.

Rönesans hareketinin başlamasinin sebepleri arasinda şunlar vardir: eski yunan ve latin edebiyat, felsefe ve bilimlerinin incelenmesi, bunlarin okullarda okutulmaya başlanmasi; matbaanin icadi ile geniş halk kitlelerinin yeni buluş ve düşünüşleri kolayca okuyabilme imkâninin sağlanmasi : avrupada bilim adamlarini ve sanatkârlari koruyan bir sinifin meydana gelmesi.

Eski lâtin ve yunan medeniyetinin izlerini taşiyan italya, bu yeni hareketin öncüsü olan memleket olmuştur.

Buralar avrupa nin öbür ülkeleri gibi krallarin emrinde olan ülkelerden daha serbest daha hür bir durumdaydilar. Çoğu ticaretle geçinen, zengin kimselerden meydana gelen halk,kilisenin baskisina pek aldirmadan yaşiyordu, zengin aileler sanatçilari korumayi, eski eserleri toplamayi bir vazife biliyorlardi.

Böylece yavaş yavaş ,eski yunan ve lâtin eserlerine karşi bir ilgi uyanmiş; istanbul un türkler eline geçmesi üzerine, birçok bizansli bilginler, eski elyazmalarini alarak italya ya göç edince bu ilgi daha belirli bir şekil almiştir.

Uzun zamandan beri kapali duran, unutulan yunan ve lâtin edebiyat ürünleri yeniden ortaya çikarilmiş, eski metinler çoğaltilmaya karşilaştirilmaya, açiklanmaya başlanmiştir. Matbaaciliğin yayilmasi ile bu metinler daha geniş bir alana daha çabuk yayilmiş, rönesans hareketi hizlanmiştir.

 Dante, petrarca, boc-caciodan sonra machiavelli (1469 - 1527), ariosto (1474 — 1533), tasso (1544 - 95) gibi yazarlar yetişmiştir. italyan rönesans hareketi yalniz edebiyat alaninda kalmamiş, güzel sanatlar alanina da yayilmiştir. Giotto (1266-1337), botticelli (144 - 1510), leonardö da vinci (1452 - 1519), michelangelo (1475 - 1564), raphael (1483 - 1520) gibi ressam ve heykeltiraşlar, brunellesehi (1337 - 1446), bramante (1455 -1515) gibi büyük mimarlar yetişmiştir.

 İtalyanin avrupa ile doğu ülkeleri arasindaki ticareti elinde tutmasi, avrupanin öbür ülkeleriyle sürekli münasebetlerde bulunmasi, italyan rönesans hareketinin buralarda da yayilmasini sağlamiştir.


Fransada rönesans hareketi, paris üniversitesinde yunanca okutan gregorio tifemasin (1415 - 66) etkisiyle başlamiştir. Başlangiçta, ortaçağ düşünüşüyle hareket eden bilginler ve sanatçilar bu harekete karşi koymak istedilerse de engel olamamişlar, charles viii.in napoliyi ele geçirmesi fransizlari italyan, rönesans ürünleriyle doğrudan doğru ya karşi karşiya getirmiştir.

Asil fransiz rönesans i françois i. zamaninda kendini göstermiş. bude ve scaliger gibi bilginler eski yunan üzerine araştirmalara hiz verirken, ronsard ile onun çevresinde birleşip plelade adini alan topluluk da eski eserlerden aldiklari ilhamla yeni bir fransiz edebiyati meydana getirmeğe başlamişlardir.

Rabelais (1494 - 1553), ronsard (1524-85), montaigne (1533 - 92) bu hareketin en önemli yazarlaridir.

Almanyada da rönesans, italyada okuyan öğrencilerin etkisiyle başlamiştir. johann reuehin (1452 - 1522), meanchton (1497 - 1560), en çok da hollandali erasmus (1467 - 1536) eliyle canli bir şekil almiştir.

XV. yüzyil sonlarinda italyada padua, bolonya, floransa gibi üniversitelerde rönesans hareketini inceleyen ingiliz bilginleri yurtlarina dönünde oxford, cambridge üniversitelerinde bu hareketi yaymaya çalişmişlar; henry viii.nin koruyuculuğu ile ingiliz rönesanssina hiz vermişlerdir. William Shakspeare (1564 - 1616) bu devrin en büyük yazaridir.

Rönesans hareketi, avrupalilar ve hollandaya da yayilmiştir. İspanyol cervantes (1547 - 1616), hoîlandali jerome boseh (1460 - 1516), pieter bruegel (1525 - 69) bu devrin önemli sanatçılarıdır.

Rönesans hareketi, avrupalilarin eski yunan ve romanin en iyi sanat ürünleriyle karşi karşiya getirmiştir. Resimde, heykelcilikte ve mimarlikta yeni bir zevk ve anlayişa yol açmiş, eski edebiyat ürünlerini örnek tutarak eserler yazmak isteğini uyandirmiştir. Bu zamana kadar başta incil olmak üzere hemen bütün eserler lâtince yazilirken büyük yazarlar, eski ürünleri örnek tutan yazilarini kendi dillerinde vermeye çalişmişlardir. Bu da bir çok avrupa ülkelerinde millî edebiyatlarin kuruluşuna yol açmiştir.

Eski yunan ve roma eserlerinde daha hür, daha çeşitli bir düşünce tarzi kendini göstermekteydi, ilerici kiliseler, bunlarla ortaçağin daracik düşünüş sistemi arasindaki ayriliği görmüşlerdir : bilim adamlari da bu hür düşünüşten ilham alarak araştirmalarinda, değişmez sanilan bir takim kurallara değil, deneye kendi buluşlarina önem vermişlerdir. böylelikle rönesans hareketinin sonlarina doğru bilimde de büyük bir ilerleme görülmüştür.

Copernicus (1473 - 1543), galileo (1564 - 1642), kepler 1571 - 1630) gök cisimlerinin hareketlerini, güneş sisteminin özelliklerini ortaya koymuşlar esrarli bir görünüşü olan simya ,van helmon (1577 - 1644). böyle (1627 - 94) eliyle modern kimya bilimine doğru gelişmiş; newton (1642 -1721) modern fiziğin, temellerini pare (1517 - 90) cerrahide, vesalius (1514 -64) anatomide yepyeni buluşlar ortaya koymuşlardir. harvey (1578 - 1658) kan dolaşimini bularak anatomi ve tipta büyük bir değişikliğe sebep olmuş; bacon (1561 - 1626), daha sonra descartes (1596 - 1650) deneyin, insan aklinin her çeşit araştirmada üstünlüğünü belirtmişlerdir.

Bulmacada Rönesans

Bulmacada On beşinci asırda önce İtalya’da başlayan sonra Avrupa’ya yayılan sanat ve bilim sorusunun cevabı nedir?

Kare ve çengel bulmacalarda "On beşinci asırda önce İtalya’da başlayan sonra Avrupa’ya yayılan sanat ve bilim" sorusunun yanıtında boşluk 8 harflidir ve cevabına RÖNESANS yazabilirsiniz..
9
Edebiyat / Betimleme Nedir
« Son İleti Gönderen: ExCaLuBuR 11 Şubat 2020, 06:04:38 »
Betimleme Nedir

Betimleme bir ortamı, olayı, varlığı, imgeyi ve kavramı özel niteliklerini canlandıracak biçimde yazı ya da sözle anlatmaktır.

Betimleme Tasvir Etme (Detay)

Betimleme bir varlığın ya da manzaranın göz önünde canlanacak biçimde kendine özgü yönlerini belirterek söz ya da yazıyla anlatılmasıdır.

Neler betimlenir, tasvir edilir?

Gözle görebildiğimiz ya da hayalimizde canlandırabileceğimiz her şey...

Elimize aldığımız bir kitap ya da kalem, oturduğumuz oda, pencereden bakınca dışarıda gördüklerimiz, bulunduğumuz semt, yaşa­dığımız kent, gökyüzü, bulutlar, dünya, evren... betim­lenebilir.

Betimleme görülenlerin, gözlemlerin sözcüklerle anlatılmasıdır bir bakıma. Betimlemede mutlaka görsellik vardır. Varlığı gözle algılanan ayrıntılardan söz edilebilir. Yani betimleme gözleme dayanır. Yazar bir varlığı ya da manzarayı betimlerken niteleyici sözcüklerden yararlanır:

"Son derece sakin, sinek uçsa sesi duyulacak kadar sessiz bir odadayız."

"Gözümüzün önünde uzayıp giden uçsuz bucaksız masmavi deniz ve çam ağaçlarına şarkı söyleten rüzgâr insana yaşama sevinci veriyordu."

Betimleme bir anın, bir durumun bir grup insanın fotoğrafının çekilmesidir. "Fotoğraf" betimlemeyi baş­ka tekniklerden -özellikle öykülemeden- ayırmak için anahtar kavramdır. Bir sınıf düşünelim, o sınıfın bütün sınıfa hâkim bir noktadan fotoğrafını çekelim. Fotoğ­rafta görünenlerin anlatılması betimlemedir.

Bir öğren­ci defterine bir şeyler yazıyor, biri arkasına dönmüş, bir başkası dışarı bakıyor olabilir. Bunları anlatan cüm­leler betimlemeyi oluşturur.

Betimleme tekniğinde sanatlı anlatım söz konusudur. Yazar sözcükleri mecaz anlamda kullanabilir. Betim­lediği durumla ilgili duygularını, beğenisini ortaya koya­bilir. Yazar, anlatım sırasında değişik söz sanatların­dan yararlanabilir.

Örnek: "Bulunduğumuz yer denizden bin beş yüz metre kadar yüksekte idi. Akcedil; ay iskelesinin önünde du­ran kayıklar, ağaçların arasındaki seyrek binalar iğne topuzu kadar ufaktı. Karşıda Burhaniye'nin arkasında yatan Madra dağları şekilsiz bir yığından ibaretti.

Güneşin altında göz kamaştırıcı pırıltılarla yanan deniz, ta uzaklarda açıklı koyulu gölgelere bürünen Midilli Adası'na kadar uzanıyor, bunun sağ yanından geçerek, ufukta sisler içinde gökle birleşiyordu.

Kazdağı'nın körfeze kadar yaklaşan eteklerini sayılamayacak kadar çok, her biri başka renk ve biçimde, irili ufaklı dağlar ve tepeler çevi­riyordu. Arkamızda Sarıkız, bu dağların en yüksek tepesi, ağaçsız başını beyaz bulutlara uzatıyordu." (Sabahattin Ali)

Yazar bulunduğu yüksek yerden bakınca gördüklerini betimlemiş. Eğer aynı yeri bir başka yazar betimleseydi farklı bir betimleme ortaya çıkardı. Yazar gözlemle­rine duygularını katarak betimleme yapıyor. Söz sanatlarından (benzetme, kişileştirme, abartma) yarar­lanıyor. Anlattıklarının okurun gözünde canlanmasın sağlamaya çalışıyor.

Betimlemede Gözlemin Önemi

Başarılı betimleme yapabilmek için varlıklara bakmak yani gözlem yapmak gerekir. Gözlem; görme, işitme, koklama, dokunma, tatma organlarımızla sağladığımız duyumların tümüdür. Duyu organlarımız aracılığıyla varlıkları incelemek, onların, benzerlerinden ayrılan yanlarını seçmek, betimlemenin ilk koşuludur.

Özdeş varlıkların birbirlerine benzeyen yanları bulunduğu gibi, ayrılan yanları da vardır. Sözgelimi, bütün okulların yapısı, bahçesi, derslikleri, öğrencileri, öğretmenleri, hizmetlileri… vardır. Ama, hiçbirininki diğerlerine benzemez.

 Bu nedenle, tüm kaygımız, betimleyeceğimiz varlıkların kendilerine özgü, göz alıcı, ilginç yanlarını bulup ortaya çıkarmak olmalıdır.

Betimleme Çeşitleri

Betimleme, yazarın anlatımına ve duygularını katıp katmamasına göre ikiye ayrılır:

a) İzlenimsel Betimleme

Duyguların, öznelliğin ağır bastığı betimleme türüdür. Anlatılanlar kişiye göre değişen nitelikler ve ayrın­tılardır. "Sınıfın insanın içini karartan bir havası vardı." cümlesinde kişiden kişiye değişen bir yargı söz konusudur. Aynı sınıfı bir başkası farklı biçimde algılayabilir. Yukarıda S. Ali'den alınan parça da bir izlenimsel betimleme örneğidir.

İzlenimsel Betimlemenin Özellikleri

1.İzlenim kazandırmak amacıyla yazılır.
2.Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulur.
3.Ayrıntılar sübjektif olarak verilir.
4.Amaç sanat yapmaktır.

Edebi yazılardaki betimlemeler genellikle izlenimsel betimleme örneğidir. Çünkü yazar gördüklerini duygu­larına bağlı olarak anlatır, anlatıma duygularını da katar.

Aşağıdaki paragrafı okuyalım:

"Yeşil, yumuşak çimenlerin üzerine oturmuş, göz­lerinden birbiri ardı sıra yuvarlanan gözyaşları arasından bana bakıyor. Oturduğu yerdeki çimen­lerin sarı, yeşil parıltısı gözlerimi kamaştırdı. Gerideki bahçe duvarını gözden saklayan mor ley­laklardan etrafa hafif, serin bir koku yayılıyordu." (Tektaş AĞAOĞLU)

Yazar, karşısındaki kişiyi ve oturduğu yeri kendi bakış açısı ile anlatıyor. Bu paragraf duyguların ön plana çık­tığı bir öznel betimleme örneğidir. .

ÖRNEK SORU:

Kenar mahalleler... Birbirine geçmiş, yaslanmış tahta evler... Kiminin kaplamaları biraz daha kararmış, kiminin balkonu biraz daha öne eğilmiş, kimi biraz daha çömelmiştir. Hepsi hastadır; onları seviyorum; çünkü onlarda kendimi buluyorum.

Bu parçanın anlatım biçimi, aşağıdakilerden hangi­sine bir örnektir?

A) Betimleme (tasvir)
B) Tartışma
C) Açıklama
D) Öyküleme (hikâye etme)
E) Örnekleme (1987/ÖYS)

ÇÖZÜM:Yazar bu kısa parçada kendisine yakın bulduğu kenar semtlerin evlerini tasvir ediyor. Evler için "çömelmiş" demesi, evlerin hasta olduğunu söylemesi duyguların etkisiyle söylenen ayrıntılardır. Kısacası bu kısa para­graf güzel bir öznel (izlenimsel) betimleme örneğidir.  (Cevap A)

b) Açıklayıcı Betimleme

Yazarın, anlatıma duygularını katmadan gözlemlerini nesnel biçimde anlattığı betimleme türüdür. Açıklayıcı betimlemenin örneği olan yazılarda yazar, alabildiğine nesnel davranır, gözlemlerini anlatırken kendinden bir şeyler katmamaya özen gösterir.

Açıklayıcı Betimlemenin Özellikleri

1.Bilgi vermek amacıyla yazılır.
2.Genel ayrıntılar üzerinde durulur.
3. Ayrıntılar objektif (olduğu gibi)olarak verilir.
4.Amaç sanat yapmak için değil, bir konu hakkında bilgi vermektir.
5. Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulmaz.
6.Betimlenecek varlığa kişisel duygu ve düşünceler katılmaz.

Aşağıdaki paragrafı gözden geçirelim:

"Bu küçük yerleşim merkezindeki tüm caddeler, merkezinde hükümet konağının bulunduğu mey­dana çıkıyordu. Hükümet konağı en azından yüz yıllık bir taş yapı idi. Onun tam karşısında, hükümet konağına göre çok yeni sayılabilecek belediye binası yer alıyordu. Belediye binası ile Şehir Parkı birbirine bitişikti. Parkın içinde, yaz - kış yeşilliğini koruyan elliye yakın büyük çam ağacı vardı. İlçede­ki iki bankanın reklam amaçlı koyduğu banklar bu ağaçların altında duruyordu..."

Bu parçada öznel olarak nitelendirilecek hiçbir ayrıntı yok. Anlatımda kesin, objektif bilgilere yer verilmiş. Anlatılanların kişiye göre değişen bir yanı yok.

Şimdi de bir coğrafya kitabından alınan aşağıdaki parçayı inceleyelim:

"İstanbul'da beklenmeyen bir şekilde nüfusun art­ması ve buna bağlı olarak gecekonduların çoğal­ması altyapının kurulmasını zorlaştırmakta, su, yol gibi sorunlar çözümsüz kalmaktadır. Kentlerin dokusunda önemli değişmeler görülmektedir. İstan­bul'un eski semtleri olan Beyoğlu, Sirkeci, Emi­nönü ve Beyazıt'ta taş ve ara sokaklarda ahşap binalar, birbirlerini kesen dar sokak ve caddeler yer almaktadır.

Bakırköy, Caddebostan, Etiler, Nişantaşı, Levent gibi yeni semtlerde çoğu kez doğrusal uzanış gösteren ve birbirlerini dik olarak kesen cadde ve sokaklar vardır. Ataköy, Bahçeşehir gibi planlı olarak kurulan semtlerde daha düzenli caddeler yer almakta, çok katlı binalar ya­pılmaktadır." (Prof. Dr. ibrahim ATALAY)

Yazar, istanbul'la ilgili gözlemlerini kendi alanı açısın­dan duygusallıktan uzak bir anlatımla ortaya koymuş­tur. Yazar, kendi bakış açısı ile ama öznel olmayan bir üslupla betimleme yapıyor. Oldukça yalın, gerçeğe uygun, sanatl söyleyişlere başvurulmayan bir anlatım söz konusu.

İnsanla, kişi tasvirleri ile ilgili betimlemelere "portre" denir. Portre, fiziksel (tensel) portre ve ruhsal (tinsel) portre olarak ikiye ayrılır. Fiziksel portrede kişinin görünümü boyu, yüzü, saçı, giyimi anlatılır. Ruhsal portrede ise kişilik özellikleri; karakteri, içtenliği, zevk­leri anlatılır. Ruhsal portrede, varlığı göz ile anlaşılan görsel ayrıntılar bulunmayabilir.

Alıntı
"Cana yakın biri olduğu, sıcacık ses tonundan anlaşılırdı." cümlesi ruhsal portre ile ilgili bir ayrıntıdır, bu ayrıntıda gözlem söz konusu değildir.

ÖRNEK SORU:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde betimleme yoktur?

A)Söylenenleri hiç duymuyormuşçasına dalgın,düşünceli bir tavırla işini yapmayı sürdürdü.

B)Artık bahar geldi derken birdenbire hava bozmuş;damlar, sokaklar, kırlar, karla örtülmüştü.

C)Az konuşan, doğruyu söyleyen, söylediğini tartan bir insandı.

D)İçli, çok duygulu bir adamdı, konuşurken hem ağlar hem ağlatırdı.

E)Benim gibi babamın da dedemin de çocukluk ve ilk gençlik günleri bu konakta geçmişti.(1993/ÖYS)

ÇÖZÜM:

B seçeneğindeki cümlede dış dünya betimlenmiştir. A, C ve D'deki cümleler kişi betimlemesi (portre) ile ilgilidir. C ve D seçeneklerindeki cümleler özellikle ruh­sal portre ile ilgilidir. Bu seçeneklerde yer alan ayrın­tılar görsel değildir.

A'da görsellik vardır; dalgın ve düşünceli olması görerek fark edilir. E seçeneğindeki cümlede betimleme yoktur. Betimleme olması için sözü edilen kişilerin ya da konağın niteliklerinin sıra­lanması gerekir.(Cevap E)

Konuları Bakımından Betimleme Türleri

İnsan betimlemesi
Hayvan betimlemesi
Eşya betimlemesi
Manzara betimlemesi
Olay betimlemesi

Betimleme Örnekleri
Hayvan Betimlemesi Örneği

HOROZ

Sırtında sanki kanla, altınla işlenmiş ağır, parıl parıl bir manto! Başında vahşi ruhunun timsali gibi balta şeklinde kıpkırmızı tacı! Yerde hançer gibi keskin bir gaga! Sonra, ayaklarındaki mahmuz dediğimiz sivri süngüleri! Dikkat ederdim: Tavukların hiçbirini sevmezdi.

Yerde bir şey bulup “gıt gıt” diye çağırması, beni hiddetlendiren bir yalandı. Yiyecek bir şey buldu mu kendi yutardı. Yenmeyecek, yutulmayacak bir taş, bir kum parçası buldu mu hemen tavuğa ikram:
- Gıt, gıt, gıt!.
Ö.Seyfettin

Eşya Betimlemesi Örneği

Mümine Hatun Türbesi

Nahçivan'daki Mümine Hatun Türbesi, çok köşeli Selçuklu türbe tipinin ve tuğla işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Dıştan on köşeli, içten silindir biçimli bir yapısı vardır. Saçak kısmında üç mukarnas sırası ve kufi yazı şeridi gövdeyi sarar. Bu Çini harfli şeridin altından on kenar, silmelerle birbirlerinden ayrılır.

Tuğla mozaik yazıların süslediği silmeler, her biri değişik kompozisyonlar taşıyan panolar biçimindeki yüzeyleri sınırlandırır. Sivri kemerli kapının üstüne, eseri yapan Nahçivanlı Usta Acem-i ibn Ebu Bekr’in imza kitabesi konmuştur. Daha yukarıdaki bir kitabeden de yapının 1187’sde tamamlandığı, okunur.

Olay Betimlemesi Örneği

‘Mart başlayalı kırkını geçmiş nice tanıdıklarım hastalandı. Bazılarının bronşiti, bazılarının romatizması azmış. Baharın hastalıkları saymakla tükenmez ki,.. Mart güneşi canlılığı ile çöreklenip yatan bütün yılanları uyandırıyor.

Toprağın yeniden gençliğe kavuştuğu bu mevsimde, hava, kuş cıvıltıları ile beraber insan iniltileri ve hırıltıları ile dolu. Dün, neşeli bir kır köşesinde baharın bu iki zıt levhasını yan yana gördüm:

Bir tarafta genç hayvanlar oynaşıyor, kuşlar uçuyor; diğer tarafta ise yaşlı hastalar, yorgun iskeletlerin soğumuş kemiklerini güneşte ısıtmakla meşgul. Bahar, bir muhasip gibi, hayata yeni kavuşturduğu mahkûmların sayısını, yaşayanların toplamından çıkartmakta.”

Ahmet Haşim, “Bize Göre”

Fiziki Betimleme Örneği

“Milly Buck şafak sökerken barakadan çıktı. Sundurmada durarak biran gökyüzüne baktı. Şişman, çarpık bacaklı, uçları aşağı doğru kıvrık bıyıklı, avuçları nasır bağlamış dört köşe elleri olan bir adamdı. Su rengindeki gözlerinde düşünceli bir ifade vardı. Şapkasının altından fırlayan saçları dik dik ve dağınıktı.

 Bir yandan sundurmada duruyor, bir yandan da gömleğinin eteğini pantolonunun içine sokmaya çalışıyordu. Kemerini çözdü. Tekrar bağladı. Aradan geçen yıllar zarfında Billy’nin göbeğinin ne derece fark ettiğini kemerindeki yıpranmış deliklerden anlamak mümkündü.

Havayı iyice kontrol ettikten sonra birini işaret parmağıyla kapatıp kuvvetle sümkürerek burun deliklerini sırayla temizledi. Sonra ellerini ovuşturarak ahıra doğru ilerledi.”
John Steinbeck , “Kırmızı Midilli”den

Ruh Betimlemesi Örneği

“Giton, dolgun yüzlü, yanakları şişkin, dik bakışlı, kendine güvenir, omuzları geniş, göbekli, bakışı sağlam, yürüyüşü sert biridir. Konuşurken de kendine pek güvenir, fakat karşısındakini hemen hiç dinlemez.

Ona sözlerini tekrar ettirir. Mendili kocamandır, burnunu gürültüyle siler, uzağa tükürür, bağırarak hapşırır. Gündüz uyur, derin derin, herkesin içinde de olsa horlayarak uyur. Yemekte, arabada yeri herkesten çok yer kaplar. Gezintilerde hep ortadadır, o durunca durulur, yürüyünce yürünülür.

 Ona uyar herkes, isterse konuşanın sözünü keser. Fakat onun sözü kesilmez, o istediği kadar söyler ve söylediği kadar dinlenir. Herkes onun düşüncesindedir. Verdiği haberler doğrudur.

Oturunca koltuğa gömülür. Bacak bacak üstüne atar, kaşlarını çatar, şapkasını birden arkaya atarsa, bu iddialı, kendini beğenmiş, küstah bir alın ortaya çıkarıyor demektir. Öfkelidir, sabırsızdır, iddiacıdır, şakacı, küstah, inatçı, gevşek, ahlak konusunda zayıftır. Kahkahalarla güler, politikacıdır, gizli işleri vardır, kendini zeki, değerli sanır. Zengindir.”
La Bruyör, Karakterler”den

Mevsim Betimlemesi Örneği

İlkbahar

"Uzun süren kış ayları bitti. Köyün üzerini örten kara bulutlar gitmiş, yerini masmavi gökyüzüne bırakmıştı. Yılan gibi kıvrıla kıvrıla akan derenin suları coşmuş, coşku türküleri söyleyerek akıp gidiyordu...

Vadi rengârenk tomurcuk ve çiçeklere bürünmüştü. Uykudan uyanan böcekler yuvalarından çıkarak şimdiden kış hazırlıklarına başladılar. Karıncalar sıcak günlerin uzun sürmeyeceğini bildikleri için ambarlarını yiyecekle doldurma yarışına başladılar. Bizim tembel ağustos böceği de sabahın erken saatlerinde müzik şölenine başlamış, gece gündüz demeden güzel türkülerini söylüyordu."
(Sabri Oytan, Bal Sarısı -Zerik Taşı, s. 34)

Öyküleme ile Betimleme Arasındaki Fark

Betimleyici anlatım bir fotoğraf karesi gibidir. Durağandır. Paragrafda anlatılanların resmini çizebilirsin bir kağıda. Zaten betimleyici anlatım için sözcüklerle resim çizme sanatı denir. Sıfatlar bolca kullanılır. Bolca benzetme yapılır.

Oysa öyküleyici anlatım bir film karesi gibidir. Durağan değildir. Hareket vardır. Eylemler bolca bulunur. Kısa ya da uzun bir olay vardır. Öyküleme olaya bağlı bir anlatım biçimidir. Varlıkların hareket halinde anlatılmasına olay denir. Olaylar birbirine bağlantılı olarak, birbirini izler biçimde bir dizi halinde anlatılır.

Hatırlarsanız betimlemede "fotoğraftan söz etmiştik. Betimleme, gözlemlenen bir manzaranın bir an içerisinde fotoğrafının çekilip fotoğrafta görülenlerin anlatılmasıydı. Betimleme için anahtar kavram nasıl "fotoğraf" ise, öyküleme için de "kamera"dır. Birbirine bağlı, birbirini izleyen eylemler ancak kamera ile sap­tanabilir. Kısacası öyküleme tekniğinde eylemlerin devam etmesi, sürmesi (olay halkası) söz konusudur. Betimlemede bu yoktur.

Öyküleme ve betimleme arasındaki farka örnek soru

Yirmi yaşından fazla göstermeyen bir genç, çadırın önünde yan yatırılmış el arabasının üstüne oturmuş saz çalıyordu. Fenerin aydınlattığı alnı, ter damlalarıy-la kaplıydı. Sazının sapı, şaşırtıcı bir süratle aşağı yukarı kayan parmaklarının altında bir canlı gibi titri­yordu. Tellere vuran sağ eli, küçük fakat kendinden emin hareketler yapıyordu. Gencin eli, sazın gövde­sine yaklaştıkça insan, saz ile el arasında gizli fakat çok anlamlı bir konuşma olduğunu sanıyordu.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Betimleme B) Tartışma C) Açıklama
D) Öyküleme E) Karşılaştırma(1995/ÖYS)

ÇÖZÜM: Betimleme ile öykülemenin farkının en iyi ortaya kon­duğu bir soru karşısındayız. Parçanın daha ilk cümlesi bir olay anlatımı ile başlıyor. Ancak paragrafın sonraki cümlelerinde bu olayı sürdüren başka bir olay yok.

Yani öyküleme için gerekli olan bir olay akışı ya da olay halkası yer almıyor. Bir genç saz çalıyor. İlk cüm­leden sonraki cümlelerden gencin saz çalışı ve saz çalan genç adam ayrıntılı biçimde betimleniyor. "Elinin hareketleri, alnının ter damlalarıyla kaplı olması" betimlemeye ilişkin ayrıntılardır. Bu parçanın anla­tımında betimleme tekniği ağır basmaktadır. (Cevap A)
10
Edebiyat / Edebi Eser Nedir
« Son İleti Gönderen: ExCaLuBuR 11 Şubat 2020, 05:55:09 »
Duygu, düşünce ve hayallerimizi sözle veya yazıyla etkili bir biçimde dile getiren esere edebi eser denir.

Edebi Eser Nedir? Tanımı ve Özellikleri

Yaşanan, görülen, duyulan, bir olayın ya da bir duygu veya düşüncenin estetik ölçüler içinde anlatıldığı eserlere, edebi eser denir.

Edebi Eserlerin Özellikleri

a-) Edebi eserin dili, dilin günlük kullanımından farklı olarak, okuyucuda güzel duygular uyandıracak şekilde olmalıdır.

b-) Edebi eserde, ele alınıp işlenen belli bir konu ve bu konunun işlenmesinde belli bir amaç olmalıdır.

c-) Duygu, düşünce ve hayaller mutlaka belli bir tür ve şekil kullanılarak ifade edilmelidir.

ç-) Yazılan eserler, insanda hoşa gidecek hisler uyandırmalıdır.

d-) Edebi eserlerde, her zaman estetik değer aranmalıdır.

Edebi Eserlerin Yaraları Nelerdir

* İnsanların duygu, düşünce ve hayal dünyasını geliştirir, zenginleştirir.

* İnsanlar arasında dostluğun kurulmasını sağlar. Çevremizdeki güzellikleri bize gösterir.

* Kişinin hissettiği ancak tanımlayamadığı duyguları tanımlar.

* Bir edebî eseri okuyan kişi psikolojik yönden rahatlar, o eserin kahramanıyla empati kurar, onunla bütünleşir.

* Edebî eserler yazıldıkları çağın dil, kültür ve sanat anlayışını yansıtır.

Örneğin: Tanzimat Edebiyatı şair ve yazarlarından Namık Kemal'in eserlerinde o devrin sanat anlayışını, aile, gelenek, görenek ve evlenme gibi konularını görebiliriz.
Sayfa: [1] 2 3 ... 8